23 Ağustos 2017, 15:58
  •  DAİŞ belgelerinde Türkiye izleri
    İstanbul'da bir kadın cinayeti daha
     Hükümet eğitimde 'ideolojik temizlik' yapmak istiyor!
    Brüksel'de daha büyük bir saldırı planlanıyordu!
    Bu haber 02 Ağustos 2014, Cumartesi 16:58 tarihinde eklendi.
    12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

    NÜKLEER SANTRALLER VE ÇEVRE KİRLİLİĞİ

    Mersin ve Sinop'ta kurulacak olan nükller santrallere karşı halk tepkili.

    SANTRALLER, ATIKLAR VE TARAFLI ÇED RAPORLARI
    Radyoaktif atıklara dair aldığı; daha doğrusu alamadığı önlemler, 2007'de anlaşılmış, 2012 yılında da deşifre olmuştu.
     
    Atıkların İzmir Gaziemir'de rastgele gömüldüğü ortaya çıkmıştı.
     
    Ancak buna rağmen, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu pervasızlığını sürdürdü.
     
    Halkın nükleer atıklara yönelik tepkisine rağmen, politikasını değiştirmedi.
     
    Hatta başka ülkeler radyoaktif atıklarını yasadışı yollarla Türkiye'ye getiriyor.
     
    Bu iddia Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi Kurucu Eş Sözcüsü Arif Ali Cangı'ya ait:
     
    yasadışı bir kimyasal atık şebekesiyle karşı karşıya olunduğunu belirtiyor.
     
    Türkiye, henüz nükleer santrale sahip olmayan bir ülke, fakat atıklarına sahip. 
     
    Cangı'nın bir başka iddiası da yürütülen temizleme çalışmasına ilişkin.
     
    Türkiye Atom Enerji Kurumu'nun gözetim ve denetiminde İzmirli Turanlar adlı şirketi yaptığı temizlik çalışmasının da gelişi güzel olduğuna dikkat çekiyor.
     
    Hükümet, başka ülkelerin atıkları yetmez, bize başka atıklar da gerekli dercesine Mersin Akkuyu'da bir nükleer santral kurmaya karar verdi. 
     
    Fakat Mersin'deki  durum biraz daha vahim.
     
    Hükümet yetkilileri önce ÇED raporu bile çıkmadan 20,000 civarında ağacı kesip onlarca iş makinesiyle santral kurma çalışmalarına başladı.
     
    Halk bunu fark edip tepki gösterdiğinde ise, halkın aklıyla alay edercesine aslında oranın bir taş ocağı olduğunu söyledi.
     
    ÇED raporu itirazlar dikkate alınmadan  Çevre ve Şehircilik bakanlığına sunuldu.
     
    Rapor ise denizin nasıl ısınacağını ve canlılara ne derece zarar vereceği gizleniyor.
     
    Halkın AKP hükümetine tepkisi kameralara ise böyle yansıyor.
     
    Akkuyu'dan sonra sırada Sinop Nükleer Enerji Santrali var. 
     
    Sinop'taki Santralin yapımına 2017'de başlanacak ve
     
    ancak santral ile ilgili çok yönlü tartışmalar sürmektedir.
     
    Sinop, İstanbul Kıyıköy ve Ankara Haymana ile aynı deprem riski oranına sahip. Bu da  akıllara Japonya'daki nükleer patlamayı getiriyor.
     
    Önce Çernobil sonra da Japonya'da meydana gelen felaketler ardından, daha önce bu teknolojiyi paylaşmak istemeyen ülkeler, kendi halklarından korktukları için nükleer santralleri 3. dünya ülkelererine yerleştirmeye başladı. 
     
    Türkiye'de bu ülkelerden biri.


    Okunma: 1030
    Yazdır Paylaş
    ETİKETLER :
    Diğer Haberler


    PageRank Checker