Bayık: Sultanahmet katliamı MİT işi!

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, İstanbul Sultanahmet'de turistleri hedef alan saldırının MİT'in işi olma ihtimalinin çok yüksek olduğunu kaydeti.
Bayık: Sultanahmet katliamı MİT işi!
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, İstanbul Sultanahmet'de turistleri hedef alan saldırının MİT'in işi olma ihtimalinin çok yüksek olduğunu kaydeti. 
 
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, Yeni Özgür Politika ve Azadiya Welat gazetelerinde Perşembe günü yayınlanan makalesinde Sultanahmet saldırısını değerlendirdi. 
 
Bayık’ın ‘Yeni Soykırımcı Sömürgecilik’ başlıklı yazısı şöyle:
 
Tayyip Erdoğan 1990’lı yıllarda en fazla duyduğumuz nakaratı tekrarlıyor; Kürt sorunu yoktur, terör sorunu vardır! İşte inkar ve imha sisteminin Kürt sorununu inkar etme söylemi budur. Koçgıri, 1925 ve 1938 katliamı ve soykırımlarını yaparken de yaşananları, eşkıyanın asayişi bozması karşısında devletin düzeni sağalması olarak göstermişlerdir. Kürt sorunun varlığı kabul edilmediği müddetçe hep böyle yaklaşacaklardır. Nitekim Tayyip Erdoğan her fırsatta Kürt sorunu yoktur diyor. Böylelikle Özgürlük mücadelesine yönelik saldırılarını meşrulaştırmaya çalışıyor.
 
Dikkat edilirse Eylül 2014’te çökertme planı yapmışlar. Bununla Kürt Özgürlük Hareketi nasıl ezilecek ve bunun üzerinden nasıl soykırım politikası yürütülecek, ayrıntılarıyla ele alınmış. Ne kadar sivil öldürülecek, ne kadar insan göçertilecek bunlar bile belirlenmiş. Şimdi bu çökertme planı ve bunun için alınmış savaş kararı pratikleştiriliyor.
 
Daha şimdiden Kürt halkının direnişi ezilirse her yere karakollar yapacaklarını açıkladılar. Dağa taşa nasıl ki son üç yılda karakol yaptılarsa, şimdi de şehirlerde karakol yapacaklarını söylüyorlar. Demokratik zihniyette olmayanlar sorunları her zaman şiddetle çözerler. Amiyane deyimle siyasal ve sosyal sorunları güvenlik sorunu olarak görürler. Nitekim bu kadar ciddi bir sorun varken söyledikleri; karakol yapmak ve AKP'nin milletvekili çıkarmadığı yerlere üç özel savaş elemanını yerleştirmek olmuştur. İşte Kürt sorunu neden çözülmüyor, neden çatışmalar süreklileşiyor sorularının cevabı bu politikalardadır.
 
Kürt halkının özgürlük mücadelesi Demokratik Özerklik talep ederken, AKP hükümeti her mahalleye karakol yapmayı hesaplıyor. AKP hükümeti yerel demokrasiyi düşünmek yerine, halk üzerinde daha fazla baskı kurmayı ve halkı zapturapt altına almayı planlıyor. Kürdistan'daki kültürel soykırımcı sömürgeci işgalini neredeyse her sokağa kadar götürmeyi hedefliyor. AKP'nin karakteri nedir, nasıl bir Türkiye hedefliyor sorusunun cevabı işte budur. Hala bu AKP’den demokrasi ve özgürlük konusunda bir şey beklemek büyük bir gaflettir.
 
AKP'ye olumlu bakan Kürtler için ise mevcut durum ihanetten başka bir şey değildir. Bu ihanetçi ruhlar AKP hükümetinin sadece Özgürlük Hareketi'ne değil, özgürlük ve demokrasi isteyen tüm Kürtlere düşman olduğunu görmüyorlar; daha doğrusu AKP'nin bu gerçeğini örten hainler konumunda bulunuyorlar. Tarihi olarak bu tespiti yapmak gerekiyor. Tüm Kürtler de AKP saldırılarını normal gören ve destekleyen kimi Kürtlerin konumunun bu olduğunu çok iyi görmelidirler. Artık AKP'yi destekleyen ya da zulmünü normalleştiren Kürt kişi ya da gruplarının konumunu bundan başka değerlendirmek mümkün değildir.
 
Her yere karakol yapma fikri yeni değildir. Bir buçuk yıldır tekrarlanan “asayişi sağlayacağız, her yere hakim olacağız” politikasının sonucudur. Halkı ezme ve göçertme politikasının sonucudur. İşte Kürt halkının özyönetim direnişi ve saldırılara karşı barikat kurması da bu nedenledir. Kürt halkının özyönetim hamlesi, Türk devletinin merkeziyetçi, otoriter, hegemonik politikalarının her sokağa ve mahalleye hakim olma hedefine karşı gerçekleşmiştir. Bunu anlamayan ve görmeyenler AKP hükümetinin Kürtler için kurduğu tuzağı ve komployu görmeyenlerdir. Açığa çıkan belgeler, her gün AKP'nin gerçek yüzünü ortaya koyduğu gibi, her günkü söylem ve uygulamaları da tüm çıplaklığıyla gerçek yüzlerini gözler önüne sermektedir.
 
Dersim, Hakkari ve Şırnak halkının seçmediği, kabul etmediği bazılarını buralara vekil olarak görevlendirmek, AKP'nin gerçek zihniyetini de açığa vurmuştur. Kürt halkının iradesini tanımama ve sömürgeci memurlarını atamak demek; Dersim, Şırnak ve Hakkari’ye vali, kaymakam ve MİT’le ortak çalışacak özel savaş elemanı göndermekten başka bir anlama gelmemektedir.
 
Kültürel soykırımcı faşist sömürgeci bir iktidarla karşı karşıyayız. Tayyip Erdoğan’ın Kürdistan'daki uygulamalarına dikkat çeken aydınları suçlaması, tam bir faşist kafayı ortaya koymuştur. Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu argümanlar tüm faşist şeflerin muhaliflerini suçlama argümanlarının aynısıdır. İşte faşist kafa budur. Aslında Erdoğan hiçbir maske takmadan faşist yüzünü ortaya koymaktadır.
 
Sultanahmet’teki turistlerin öldürülmesinin AKP'nin dediği gibi olmaması ihtimali çok yüksektir. Eğer IŞİD yapmışsa bu kesinlikle Saray Gladyosunun planlamasıdır. MİT IŞİD içinde etkilidir. Saray Gladyosu IŞİD içinde de MİT yoluyla IŞİD'i böyle bir eyleme yöneltmiştir. Nasıl ki Hakan Fidan Suriye’den Türkiye'ye birkaç füze attırırım demişse, Sultan Ahmet katliamının da benzer bir olay olma ihtimali yüksektir. Çünkü AKP Suriye ve bölge politikasında çok sıkışmıştır. IŞİD’le işbirliği içinde olan, IŞİD’in var olmasını sağlayan bir ülke olarak görülmektedir. Saray Gladyosu AKP hükümetinin bu imajını ortadan kaldırmak ve Avrupa’nın, ABD'nin kendisiyle işbirliğini yapmasını sağlamak için böyle bir tezgah planlamıştır. Bu katliamla hem imajını düzeltme, hem de Kürt Özgürlük Hareketi karşısındaki sıkışması ortamında yürüttüğü savaşta bu ülkelerin desteğini almaya çalışmaktadır. Dolayısıyla bu katliamın Saray Gladyosu tarafından planlandığı, IŞİD içindeki MİT tarafından pratikleştirildiği anlaşılmaktadır. Bu olayın hemen IŞİD tarafından yapıldığının söylenmesi ve derhal basın yasağı konulması da bir açığın ortaya çıkmasını engellemek içindir. Tüm dünya olaya bu gözle bakmalıdır."
 
 
http://www.mednuce.com/ adresinden 23 Eylül 2017, 07:37 tarihinde yazdırılmıştır.